Doğru zamanda ev sahibi olmanın sırrı!

- Kategori: Emlak Haberleri
@Proje Lansman

DYM Gayrimenkul’ün başarılı kurucusu Duygu Meltem Yalçınkaya, sizin için müteahhitlerle, kıran kırana bir pazarlığa giriyor. Yalçınkaya, doğru zamanda doğru konutun sırlarını da veriyor.

Çok genç yaşta iş hayatına atılan DMY Gayrimenkul kurucusu Duygu Meltem Yalçınkaya, henüz 23 yaşında, kendi ofisini kurdu. 16 yıldır sektörde olan Yalçınkaya, ilk olarak şirketini medya üzerinden konumlandıran, daha sonra da yapımcılık yapan bir Gayrimenkul gurusu. Ulusal kanallarda 200’ü aşkın dekorasyon programı yapan Yalçınkaya, izleyicilerine indirim yaptırmak uğruna, ekran karşısında müteahhitlerle sıkı bir pazarlığa bile girişmiş.

Yalçınkaya ile, Gayrimenkul Sektörü, bugüne kadar bu sektöre yaptığı katkılar ve aslında kendisinin de çok yakından ilgilendiği Avrupa‘lı Türkler’in Türkiye’de Ev sahibi olmasının zorlukları üzerine konuştuk.


Şirketinizde kısaca bahseder misiniz? Bugüne kadar hangi projelerde yer aldınız ve hangi projelere öncülük ettiniz?
3 sene önce bir Avrupa kanalında Emlak programı yapımına bant yayınıyla başladım ve bu şekilde Avrupa yayını maceram başladı. Yani 2009 senesiydi. Avrupa‘daki Türklerin Türkiye’de çok ciddi anlamda yatırım yapmak istediklerini, bu anlamda büyük bir eksiklik olduğunu gördüm. Daha sonra bant yayınım, canlı yayına dönüştü.

Canlı yayında interaktif satış pazarlama yapıyordum. Müteahhitlerle bol bol didişerek seyircilerime özel indirimler yaptırıyordum. Avrupa‘daki Türklere bir çözüm olma yoluna gittik ve şunu gördüm ki Avrupa‘daki Türkler, Türkiye’de kredi kullanamıyorlar. Yani gelirleri olmasına rağmen buradaki bankalar oradakileri tanımıyor, oradaki bankalar da buradakileri tanımıyor.

Ben de bu sefer çok dev markalarla bile masaya oturarak, çata çat pazarlıklar ederek, “İzleyicim bu evi alacak” diyerek, Emlak programı macerama başladım. “Bizim izleyicilerimiz kredi kullanamıyorlar ama Ev Almak istiyorlar, yıllarca Avrupa‘da çalışıyorlar, yoruluyorlar, yıpranıyorlar” diyerek Kira öder gibi Ev sahibi olma mantığıyla yola çıktık. Yani bankalar yok, aracılar yok, kefiller yok, sıfır faiz ile tamamen izleyicilerimizin lehine bir şeyler yaptık ve şu anda 800 bölümü aşkındır, birçok kanalda emlak programı yapıyorum ve bizim firmalardan, konuklardan öğrendiğimiz yaklaşık 10 binden fazla Daire satıldığı yayınlarımız aracılığıyla.

ÜLKEMİZE 1 MİLYAR EURO’LUK PARA GİRİŞİ OLDU


Bir milyar Euro’yu aştı yurtdışından ülkemize giren para. Çünkü izleyicilerimizin Kira öder gibi kolay borçlandığı başka bir sistem bulunmuyor. Yine program sırasında küçük küçük nüktelerle müteahhitlerden nakit indirimi almaya çalıştım. Bu da kesinlikle ısmarlama şeyler değil. Yani Müteahhit geldiğinde benim yayın sırasında yüzde 10 indirim yaptıracağımı bilmiyor. Yayında her şey tamamen sponten gelişiyor. Artık bu durumu hem müteahhitler hem de izleyiciler kavradı. Yani “Duygu Hanım, şimdi bizim için bir şey yapacak” diyorlar. Yayınlarımızı kaydediyorlar, kopyalıyorlar, hangi bölümde ne söylediğimi ne vaat verdiğimi vücut dilime kadar her şeyi biliyorlar.

SIFIR FAZİLERLE, 70 AY VADELİ PROJELER
Bir buçuk sene önce de artık TV programcılığının, yapımcılığının ve sunuculuğunun yanı sıra emlak proje ortaklıklarına başladım. İnsanlar ekranda güvendikleri bir yüzü gördükleri için çok daha güvenerek yatırım yapmaya başladılar. Bunu da yine bir yazlık projede kira öder gibi 70 ay vadeli, eşyalı, sıfır faizlerle devam ettirdik. Daha sonra ev alamayanlar için çok eskiden bir sistem olan devremülkler ve termaller gündeme geldi. Bu işte kar marjı çok yüksekti. Çok yüksek olan kar marjlarını, şu an Türkiye’de olan emlak pazarını hakikaten benimseyebildiğini düşündüğüm birkaç olaya el attığımı düşünüyorum. Biz artık uygun mal satma olayına başladık. Bunu satarken de firmaların, izleyicilerin lehine çok büyük indirimler, 3 gün hediye tatiller, ücretsiz check-uplar, fizik tedaviler yapmaya başladık. Bu da alımı çok hızlandırdı.

PROGRAM İZLE, 10 DAKİKADA HEDİYE KAZAN!
Bir mal alıyorsunuz ve diyelim bu mal 10 lira. Yüzde yetmiş indirim yapıyorsunuz üç liraya düşüyor. Üçte bir fiyatına tapu, ücretsiz check up, ücretsiz fizik tedavi. Bu yayınlarda yapılanlar inanılmaz şeyler ve bunu başka hiçbir yerde göremez izleyici. Duygu Meltem Yalçınkaya’nın olduğu haftada 19 tane bant ve canlı yayında buna şahit oluyorlar. Bu programı izlediklerinde 10 dakika içerisinde birçok hediye ve fırsat kazanıyorlar. Ucuz ve güvenilir emlak alıyorlar.

İKİ AYRI İŞ YAPIYORUZ: HEM MEDYA HEM GAYRİMENKUL
2009 yılında kurduğumuz DMY Group, bir aile şirketi. Şirketin yönetim kurulunda ben oturuyorum. Yine babam, ağabeyim ve eşim şirketin değişik pozisyonlarında görev alıyor. 19 tane programımız için teknik ekibimiz var. Bir de gayrimenkul ayağımız için 80 kişilik bir call center ekibimiz var. Proje yönetmenlerimiz ise hem medya tarafımızı hem de gayrimenkul satışımızı yürütüyor. İki ayrı iş yapıyoruz. Şimdi bir de DMY’nin kendi
gayrimenkulleri için başka bir altyapı oluşturuyoruz kiralama, satılık hizmetleri verebilelim diye. Aslında birbirinin ucuna değmeyen üç tane iş yürüyor DMY Grup’ta: Prodüksiyon, gayrimenkul ve termal.

İSTANBUL‘DA PROJEMİZ OLACAK, ARSA ARIYORUZ
Projelerimize gelince ise Ağaoğlu’dan Fiyapı‘ya, Bulut İnşaat‘tan Dumankaya’ya, Özyurt‘lardan Ukra‘ya kadar önemli İnşaat firmalarının satış pazarlama projelerinde yerimizi aldık ve oldukça da başarılı olduk. Şimdi ise kendi projelerimizi yürütüyoruz. Didim, Bodrum ve Afyon’da devremülklerimiz var. Bunların satışını yapıyoruz. Yakın bir zamanda da DMY Gayrimenkul olarak İstanbul‘da inşaat yapmaya başlayacağız. Şu an Arsa arayışımız devam ediyor.

-Son dönemde Türkiye’de yaşanan gelişmelerden (Gezi Parkı eylemleri) birçok sektör ve şirket etkilendi. Siz, bu olaylardan, sektör ve şirket olarak ne ölçüde etkilendiniz?
Türkiye her dönem ekonomik anlamda sıkıntılar yaşayabiliyor. Bazen bu frene basma durumu az bazen de çok olabiliyor. Şimdi de o sıkıntılı zamanlardan birini yaşıyoruz. Şu an inşaattan tekstile kadar neredeyse tüm sektörlerde ekonomik anlamda sıkıntılar mevcut. Ama ben bu sorunun uzun vadeli olacağını düşünmüyorum. Ekonomi kısa bir süre sonra nefes alacaktır. Ekonomik bu sıkıntının bizi ne derecede etkilediği konusuna geldiğimiz zaman ise bu durumdan çok fazla etkilenmedik. Çünkü biz ödemesine oldukça sadık bir kitleye satış yapıyoruz, yani yurtdışında yaşayan Türklere. Bu yüzden para alışverişinde hiçbir sıkıntı yaşamadığımız için de satışlarımızda da herhangi bir aksaklık gündeme gelmiyor.

Kira Öder Gibi Ev Sahibi Olma” projesi ile Türkiye’ye yaklaşık 1 milyar Euro katkı sağlandığından bahsetmişsiniz. Bu konuyu biraz açar mısınız?
Evet, bu rakamlar doğrudur. Kira Öder Gibi Ev Sahibi Olma” projemiz oldukça sevildi, özellikle de yurtdışında yaşayan Türkler tarafından. Projeyi hayata geçirdiğimiz 1,5-2 sene gibi çok kısa bir dönemde, yaklaşık 10.000 Daire satarak Türkiye’ye yaklaşık 1 milyar Euro nakit para akışı sağlamış olduk. Bu da satış-pazarlama konusunda ne kadar başarılı olduğumuzun bir ispatıdır.


-Projeleriniz sadece yurtdışında yaşayan Türklere yönelik mi, yoksa yurtiçi piyasa da portföyünüze dahil mi?
Bizim projelerimiz hem yurt dışında yaşayan Türklere hem de yurtiçinde yaşayanlara yönelik. Hatta bazı durumlarda iç pazardan daha fazla talep gördüğümüzü bile söyleyebilirim.

‘Gurbetçi’ Türkler’in Türkiye’de ev sahibi olması neden bu denli önemli?
Öncelikle tabii ki vatanında bir mülkünün olma isteği ki yabancıların bile Türkiye’den mülk alabilme telaşı varken, gurbetçi olarak tabir ettiğimiz Türklerin de böyle bir isteğinin olması gayet doğaldır. Sonrasında ise Türkiye’de mülk sahibi olmak onlar için de kârlı bir yatırım. Yurt dışında yaşayan Türkler, genellikle yazın iki hafta izin kullanıyorlar ve bu iki haftanın bir haftasını memleketlerinde aile ziyaretleriyle geçiriyorlar, diğer haftasını ise güneyde tatil yaparak geçirmeyi tercih ediyorlar. Ancak dört kişilik bir ailenin tatil masrafını düşündüğünüz zaman oldukça yüksek bir rakam karşımıza çıkıyor. Bir tatilde verecekleri o parayla, bizden çok rahat 7 günlük hisse tapular alabiliyorlar. Böylece hem gelecekte çocuklarına değerli bir miras bırakmış oluyorlar hem tüm sosyal donatıların olduğu kaplıcasından denizine kadar bir tatilde arayabilecekleri her şeyden faydalanabiliyorlar hem de Türkiye’ye gelmeseler ya da devremülklerine gitmek istemeseler bile, devremülklerini kiraya verip gelir elde edebiliyorlar.

Son dönemde bir hayli düşen konut faizleri, FED’in açıklamalarından sonra yükseldi. Bu gelişme ile, düşük oranlarla taksit ödeyerek ev sahibi olmak pek mümkün görünmüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Şirket olarak, müşterilerinize özel, bu durumu ekarte edebilecek bir avantajınız mevcut mu?
Aslına bakarsanız FED’in bu açıklamasından önce de Türkiye’de tam anlamıyla bir Mortgage sistemi uygulanmıyordu. Yani yurt dışındaki o küçük paralar ile uzun taksitler ödeyerek ev sahibi olabilmek, Türkiye için ne yazık ki geçerli değildi. Tabii FED’in bu açıklamasıyla Ev Almak bir hayli zorlaşacak. İnsanlar ev alabilmek için büyük yüklerin altına girmek zorunda kalacak. Diğer bir taraftan ise yapılan Konut fazlalığı ekonomide sıkıntıya neden olabilir. Ancak biz DMY olarak satışlarımızda her zaman kolay ödeme koşullarını baz aldık. Gücümüz de buradan geliyor. Kefil, aracı, banka olmadan yüzde 10 peşinat sonrasında yüzde 0 faizle 72 aylık vadeler yapabiliyoruz. Bu sistemimiz müşterilerimiz tarafından çok sevildiği için satışlarımızda da herhangi bir aksilik yaşamıyoruz. Aksine her geçen gün satış grafiğimiz daha da yükseliyor. Bence inşaat alanında yaşanan en büyük problemlerden bir tanesi müteahhitlerin kâr marjlarını oldukça yüksek tutması.

-TOKİ geçtiğimiz günlerde, ‘sigarasız apartman’ projesini duyurdu. Sizin de şirket olarak buna benzer yenilikçi projeleriniz var mı? Olacak mı?


Şimdilik böyle bir projemiz bulunmuyor. “Sigarasız apartman” projesinin de ne kadar talep edileceğini zaman gösterecektir. Biz de bu doğrultuda tabii ki böyle projelere imzamızı atabiliriz. Ancak bizim için şu an ön planda olan, farklı projeler üretmekten ziyade insanları nasıl ev sahibi yapabiliriz düşüncesi. Bunun için de ödeme koşullarını kolaylaştırmaya gayret gösteriyoruz.

Emlak satışları daha çok hangi alanlara kayıyor?
Emlak satışları şu an Konut, Ofis ve yaz olması nedeniyle devremülk ekseninde gidip geliyor. Son projelerle birlikte Ofis satışlarının da hız kazandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

-Vatandaşa doğru zamanda, doğru konut tercihi için tavsiyeleriniz neler olacaktır?
Öncelikle vatandaşın ne istediğini çok iyi tespit etmesi gerekiyor. Yani gerçekten hangi lokasyondan ev istiyor. Çünkü alacağı evin, tüm sosyal hayata yakın olması gerekiyor. İşe ya da çocuğun okuluna uzak bir evin hiçbir anlamı bulunmuyor. Bunun için ihtiyaçlar çok önemli. Bunun dışında ev almak için en doğru zaman, konut projelerinin lansmanla duyuruldukları zamandır. Konutlar işte bu zamanlarda daha uygun fiyatlarla ve ödeme koşullarıyla satışa çıkarılıyorlar ve daha sonra fiyatlar artıyor. Bu yüzden tüm projeleri yakından takip etmekte yarar olduğunu düşünüyorum.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir