Hitler’i durduran güzellik Prag

- Kategori: Emlak Haberleri
@Proje Lansman

Bu sizi kandırmasın çünkü şehir aynı zamanda zarafetin de simgesi olabilmeyi başarıyor. Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag bugün elindeki güzellikleri günümüze kadar koruyabilmenin mutluluğunu yaşıyor.

Vitala Nehri’nin iki yakasına kurulmuş Prag’ın, tarihi MÖ 4000’lere dayanıyor. İlk olarak Alman ve Keltler yerleşmiş, onları Slavlar takip etmiş. 9. yüzyılda Büyük Moravia İmparatorluğu bölgeyi ele geçirmiş. Altın çağlarını 4. Charles (Karl) döneminde yaşasa da önemli şehirlerin arasına adını yazdırması 13. yüzyılda olmuş. Bu dönemde şehrin etrafı surlarla çevrilen bölgesi “Eski Şehir” (Stare Mesto) olarak anılıyor.

Prag 14. yüzyılda imparatorluğun başkenti olmuş. Aynı dönemde kurulan Yeni Şehir (Nove Mesto) ise zaman içinde Çek milliyetçiliğinin merkezi haline dönüşmüş. 16. yüzyılda biraz mutsuz olmuş Prag, Habsburg Hanedanı başkenti Viyana’ya taşıyınca gözden düşmüş. Sonraki dönem çeşitli istilalar ve yıkımlarla geçmiş.

Alışık olduğu görkemine yeniden kavuşmak için 18. yüzyılı ve barok dönemi beklemesi gerekmiş. I. Dünya Savaşı’ndan sonra sanat merkezi haline gelmesi tesadüf değil, bu birikimin sonucu. II. Dünya Savaşı’na ise güzelliğine yakışmayan olaylar dizisiyle ismini yazdırmış. 120 bin Yahudi buradaki toplama kamplarında hayatını kaybetmiş. 1989 yılındaki “kadife devrim” ve onu takip eden yıllarda Çekoslovakya’nın ikiye ayrılması şehrin hayatındaki diğer dönüm noktaları.

Eski Şehir (Stare Mesto)

Şehrin tarihi bölgesi. Biraz kasvetli gelebilir ama unutmayın burası Ortaçağı hem görkemi hem de hüznüyle yani olduğu gibi yansıtan bir yer. Sokakları daracık, Arnavut kaldırımlı yollarda yansıyan topuk sesleri, itiraf edelim ki, ürkütücü. İçinizdeki ürpertiyi bastırın ve yürümeye devam edin. Bu yürüyüş sizi sekiz kulenin çevrelediği Eski Şehir meydanına (StaromestskeNamesti) ulaştıracak. Meydan Eski Belediye Binası (Staromestske Radnice) ile Tyn Kilisesi’ni kucaklıyor.

Kilise sıra dışı bir mimariye sahip. Dışarıdan baktığınız zaman göreceğiniz gotik detaylar içeride yerini barok üsluba bırakıyor.Dönemin ünlü gökbilimcisi Brahe’nin mezarı da burada. Meydandaki zarif kafelermimarinin kestiği soluğunuzu geri verme görevini üstlenmişler.

Charles Köprüsü (Karluv Most)

Prag bir köprüler şehri. İçlerinde en ünlüsü ise Charles Köprüsü. 13. yüzyılda şövalyelerin dövüş turnuvaları için yaptırılmış. Üstelik 19. yüzyıla kadar da şehirdeki tek köprüymüş. Uykunuzdan fedakarlık yapın ve sayısız kabartmayla birlikte 33 tane de heykelin süslediği köprüden güneşin doğuşunu seyredin.

St. Vitus Katedrali (Katedrale Sv. Vita)

Tarihte yapımı en uzun süren binalardan biri. 1344 yılında başlanmış ama tamamlanmak için 1929’u beklemesi gerekmiş. Bu kadar uzun sürede dönemin mimari akımlarından da etkilenmesi kaçınılmaz olmuş. Yapı neogotik, Rönesans ve barok özellikleri bir araya getirmiş. Pencereleri süsleyen vitraylar ışık oyunları ile misafirleri büyülüyor. İnşaat için geçen o kadar yıla zaman kaybı diye bakmayın, ortaya çıkan güzellik şehrin sembolü haline gelmiş. Şehri ihya eden 4. Charles’ın mezarı da burada. Muhteşem bir manzara seyretmek isteyenler büyük kuleye çıkmak için 300’e yakın basamak çıkmak zorundalar, ama değer.

Astronomik saat

Eski Şehir Meydanı’nın ortasında göreceğiniz heykel ilahiyatçı Jan Hus’a ait. “Oda kim” diyecek olursanız meydandaki saate bir göz atın. Jan Hus’un tasarladığı bu devasa saat zamanı hem gotik numaralarla hem de günümüz numaralarıyla gösteriyor. Bizler için en ilginç yanı ise Praglılar’ın o zamanlara ait korkularını 4 heykelle yansıtması.

Heykellere iyi bakın çünkü bir tanesi halkın en büyük korkusunu yani “Türk İstilası”nı temsil ediyor. Diğer korkular mı? Ölüm, açgözlülük ve kibir. Saatin özellikleri bu kadar da değil. 12 Havari heykellerinin süslediği saat aynı zamanda ayları, günleri, burçları da gösterebiliyor.

Eski Şehir (Stare Mesto)

Şehrin tarihi bölgesi. Biraz kasvetli gelebilir ama unutmayın burası Ortaçağı hem görkemi hem de hüznüyle yani olduğu gibi yansıtan bir yer. Sokakları daracık, Arnavut kaldırımlı yollarda yansıyan topuk sesleri, itiraf edelim ki, ürkütücü. İçinizdeki ürpertiyi bastırın ve yürümeye devam edin.

Bu yürüyüş sizi sekiz kulenin çevrelediği Eski Şehir meydanına (Staro mestske Namesti) ulaştıracak. Meydan Eski Belediye Binası (Staromestske Radnice) ile Tyn Kilisesi’ni kucaklıyor. Kilise sıra dışı bir mimariye sahip.

Dışarıdan baktığınız zaman göreceğiniz gotik detaylar içeride yerini barok üsluba bırakıyor. Dönemin ünlü gökbilimcisi Brahe’nin mezarı da burada. Meydandaki zarif kafeler mimarinin kestiği soluğunuzu geri verme görevini üstlenmişler.

Küçük öneriler

*Kristal avizesi ve freskleriyle misafirlerini büyülemeyi adet haline getiren 14. yüzyıla ait St. Nicholas Katedrali’ne vakit ayırın.

*Sanatseverler, Mucha Müzesi’ni kaçırmayın. Küçük ama bir o kadar da hoş bir müze.

* Wenceslas Meydanı’na (Vaclavske Namesti) gidin. Meydan 1918’de Çekoslovakya’nın ilanı, 1968’de Sovyet tanklarının gelişi, 1989’daki kadife devrim gibi ülke tarihinin kırılma noktalarına ev sahipliği yapmış.

*Wenceslas Meydanı’nda bulunan Ulusal Müze’yi (Narodni Müzesi) gezmeyi ihmal etmeyin. Binanın kendisi bile çok hoş.

*Burası cam ve kristalin merkezi. Bohemya kristalleri kendiniz ve sevdikleriniz için en güzel hediyelerin başında geliyor. Eski Şehir’deki (Stare Mesto) açık pazarı kaçırmamanızı öneririm. Oyuncaktan kuklaya, camdan seramiğe seçeneğiniz çok ve her cebe hitap eden türden.

* Prag tümüyle bir konser mekanı gibi. Şehrin her köşesinde farklı müzik çeşitlerinin keyfini sürme imkanınız var. Klasik ya da caz, dans ya da kukla gösterisi. Sanatın merkezinde sanatla buluşabilmek için otelinizden programlarla ilgili yardım isteyin.

Prag Kalesi (Prazsky Hrad)

Şehirde yerleşimin ilk başladığı yer. Kale 800’lü yılların sonlarında yapılmış. Amaç kale yapmakmış ancak hızını alamayan şehrin yöneticileri sayesinde zamanla bir şato görüntüsüne kavuşmuş. Çek krallarının bir dönem yaşadığı kalenin bahçeleri en az kendisi kadar güzel. Kaleye geldiğinizde Rudolf Sanat Galerisi’ni gezmeden ayrılmayın.

Mala Strana (Küçük Şehir)

Kalenin aşağısındaki barok evler ve harika bahçeleri ile kendini hemen belli eden Küçük Şehir 16. yüzyılda krala yakın olmak için can atan zenginler tarafından kurulmuş. Gözlere ve gönüllere hitap eden nehir manzarası, kafeleri, restoranları, butikleri ile turistler için gerçek bir cazibe merkezi. Meydanını ise 17. ve 18. asırdan kalan eserler süslüyor.

Yahudi Meydanı (Josefov)

Avrupa’daki en eski ve en büyük Yahudi mahallelerinden birine sahip Prag. 10. yüzyılda başlamış yerleşim, 17. yüzyılda en geniş şekline ulaşmış. Meydan bu dönemlerde yapılmış birçok sinagoga da ev sahipliği yapıyor. Neo-gotik üsluptaki Maisel Sinagogu (Maiselova Synagoga) 16. asra ait. II. Dünya Savaşı sırasında öldürülen zengin Yahudiler’in malları için depo olarak kullanılmış.

19. yüzyılda inşa edilen İspanyol Sinagogu (Spanelska Synagoga) mağribi tarzdan detaylar taşıyor. Günümüzde konser mekanı olarak da kullanılıyor. Pinkas Sinagogu’nu (Pinkasova Synagoga) gezerken içiniz acıyacak, hazır olun. Duvarlarında gaz odalarında öldürülen 77 bin Yahudi’nin adını ve küçücük çocukların çizdiği resimleri göreceksiniz. Avrupa’nın en eski sinagoglarından olan Eski Sinagog (Stranova Synagoga) ve Yahudi Mezarlığı da bu meydanda

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir