Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp’ten depreme karşı 2 konut önerisi

- Kategori: Emlak Haberleri
@Proje Lansman

Depreme karşı iki farklı konut tavsiyesi!
Ünlü Mimar Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp, deprem tehdidi ile karşı karşıya olan şehirlerde kapsül evler, köylerde de çekirdek konutlar yapılmasını önerdi.

Japonya’da kullanımı artan kapsül evler ve çekirdek konutlar, prefabrik mimarinin bir örneği olup ufak (20-25 metrekare) ünitelerden teşekkül ediyor.


17 Ağustos depreminden bu yana 14 sene geçti. Marmara’yı vuran Deprem, ardında 20 bin ölü, 50 bin yaralı ve milyarlarca dolar fatura bıraktı. Afet ile konutlara dair kaygılar devam ederken, alınan ve alınacak önlemler de tartışılıyor.


Deprem tehdidi ve tedbirlerine dair Cihan’a beyanat veren Şehir Bilimci Mimar Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp, “GeoHazards International (GHI) Birleşmiş Milletler’in katkıları ile 2001’de bir araştırma ortaya koydu. Araştırma Deprem Riski adına dünya ligini açıklıyordu. Araştırma 6.0 Richter ölçeğinde bir deprem esas alınarak yapıldı. 20 şehri kapsayan sıralamada Katmandu’dan sonra 2. sırayı 55 bin ölüyle Istanbul aldı. İzmir, San Salvador ve Mexico City 11 bin 500 ölü ile 7. sırayı paylaştı. dedi.


Vefik Alp, araştırmada kullanılan parametreleri şöyle sıraladı:


a) bina dayanıksızlığı
b) deprem tetikli yer kaymaları
c) deprem tetikli yangınlar
d) arama kurtarma gücü
e) yangınla savaşım gücü
f) can kurtarıcı tıbbi imkânlar
Depreme önlem olarak sunduğu Proje 3G’nin (Genç, Güzel ve Güvenli Şehirler) yeni yeni anlaşıldığını ve Kentsel Dönüşüm ile hayat bulduğunu vurgulayan Alp, şunları ifade etti:


“1965’te Kat Mülkiyeti Kanunu çıktı. Bahçeler içinde bulunan evlerimizi, köşklerimizi verip Kat Karşılığı beton apartmanlar yaptırdık. Ancak artık bu apartmanları tekrar yıkıp yeniletme imkânımız yok. Binalar imar haklarını doldurmuş durumda. Müteahhitin masraf ve karını karşılamak için verecek bir şey yok. Maliklerin binalarını Kat Karşılığı vermeden yıktırıp gideri kendileri karşılayarak yeni bina yaptıracak maddi kaynakları da yok.

Bu nedenle ruhsatlı, ruhsatsız eski apartmanlar kaderini bekleyen betonarme tabutlara dönmüş durumda. Depreme dayanıklı olmak, altına garaj ve sığınağını koymak, enerji duyarlı yapılmak ve karbon salınımı minimuma indirmek kaydıyla eski binalara bölgesine göre ilave imar hakkı verilmesi maliklere binalarını müteahhitlere yeniletme olanağı verir. Böylece İstanbul, bir kaynak gerektirmeden kendi kedini yenileyebilecektir.

Tabii 1-2 kat uzunluğu artacaktır, ancak bölge bölge genç, güvenli, güzel bir şehir olacaktır.
Proje 3G’nin getirileri çok. Bir kere proje devreye alındığında yerli veya yabancı fonlara gerek olmayacak. En önemlisi binalarımız artık depreme tam dayanıklı olacak.

Daire malikleri ceplerinden para çıkmadan yeni dairelerine kavuşacak. Yeni ürünler ve teknikler gelecek, tamir gideri bitecek. Dairelerimiz sıfır olacak. Konutlarda sıcak ve soğuk su akacak, rutubet çatlak patlak olmayacak. Uygulama kendi parselinde yani bireyler çevrelerinden ırak kalmayacak. Etkin yalıtım ile yapıların enerji sarfiyatı gerileyecek.


Buna uyumlu daireler kışın daha çok ısınacak, yazın daha çok serinleyecek. Isıtma kullanımı ineceğinden hava kirliliğinde gerilemeler görülecek. Sokaklara parkeden arabalar bina altına girecek, yollar rahatlayacak; arabalar güvende olacak. Yollar genişlediği takdirde ambulans, itfaiye mahalle aralarında kalmayacak, ulaşım daha süratli akacak. Eski püskü, ruhsuz binalarımız gidecek, yeni tasarımlarla şehir modern bir görünüm elde edecek. Bina stoğu yenileneceğinden milli servete katkı olacak. Yine
İnşaat sektörü ekonomiye can verecek”

“KAPSÜL EVLER PROJESİ DAHA KALİFİYE, DAHA UYGUN”

Kapsül evlerin depremden koruduğuna değinen Alp, bu yapıların TOKİ tarafından tünel kalıp ile üretilen konutlardan daha kalifiye olduğunu, daha uyguna geldiğini dile getirdi.
Deprem ülkesi Japonya’da tercih edilen kapsül evlerin İnşaat yönteminin Süperprefabrikasyon olarak anıldığını aktaran Prof. Dr. Alp, şu açıklamalarda bulundu:

“Kapsül evleri anlamak, anlatmak kolay. Fabrikalarda bant tekniği ile, zincirleme sabit mobilyası ile bir bütün olarak monoblok üretilen 25 metrekarelik kapsül üniteler bir salkım gibi orta sirkulasyon şaftına vinç yardımıyla asılmaktadır. 25 metrekarelik bir kapsül, tek odalı bir stüdyo Konut ünitesi oluşturmaktadır. 2 kapsül yan yana kullanıldığında 2 oda 1 salon 50 metrekare Daire olmaktadır. 3 kapsül yan yana kullanıldığında 3 oda 1 salon 75 metrekarelik daire elde edilebilmektedir.
Tek sirkülasyon şaftlı blokların her katında 1 adet 25 metrekarelik stüdyo, 2 adet 50 metrekarelik daire ve 1 adet 75 metrekarelik daire bulunmaktadır. Bu dağılım bir lego oyunu gibi kattan kata değişebilmektedir. Çift sirkülasyon şaftlı bloklarda her katta 2 adet 25 metrekarelik stüdyo, 4 adet 50 metrekarelik daire ve 2 adet 75 metrekarelik daire bulunmaktadır. Ayrıca mödüllerin içinde olan oda separasyonları dilendiği gibi şekillenebilmektedir. Burada tek tip olarak sunulan kapsül evler uygulamada ayrı uzunlukta, tek ve çift vertikal sirkülasyon şaftlılar, ve değişik mimarı türevlerde birkaç tip olarak üretilecektir. Temizlenecek eski yapı ve gecekondulara oranla benzer Arsa alanında daha fazla ünite elde edilebildiğinden darda olanlara bedelsız kapsül ev verilmesi mümkün olabilecektir. 5 sene içinde 5 milyon kapsül ev yapılmalıdır. İstanbul ve İzmir başta olmak kaydı ile bütün şehirlerimiz bu atılımı takip etmelidir”

KÖYLERE ÇEKİRDEK KONUT TEKLİFİ

Çekirdek Konut teklifini de detaylandıran Vefik Alp, köylerde bulunan kerpiç evlerin deprem ile tarumar olduğuna temas etti. 1 milyon kerpiç evin çekirdek konut ile 2 senede yeniden yapılabileceğini, depreme dayanıklı hal alacağını savundu.
Çekirdek konutu tanımlayan Şehir Bilimci, 16 metrekarelik bir paket ünitenin (çekirdek konut modülü) fabrikalarda gazbeton veya benzeri hafif ürünlerden monoblok bitmiş olarak günde ortalama bin adet üretilerek arsalara getirileceğini belirtti.

DEPREMSAVAR’IN ÖYKÜSÜ

Sismik İzolatör‘ veya ‘Deprem Söndürücü’ olarak bilinen Depremsavar’ın isim babası olan Ahmet Vefik Alp, ürünün öyküsünü şöyle anlattı:
“1999’da rahmetli Ecevit’in hükümetine ‘Başbakan Başdanışmanı’ olarak atanmıştım. Depremsavar’ı o günlerde keşfettim. Atatürk Havalimanı‘nın yeni terminali inşaat halinde idi. Deprem sırasında çatısı kolon başlarından kurtulmuş ve 1 metre kadar kaymıştı. Çatı yerine geri çekilirken kolon başlarına bu aygıtlardan yerleştirildi. Havalimanına gidenler kolonlar ile piramidal çatının birleştiği noktalarda bu mavi apareyleri göreceklerdir. Depremde hasar gören Bolu viyadüklerine de depremsavarlar konması masaya geldi.

Dönemin Bayındırlık Bakanı’na söz ettim. Bakan ile derhal ABD ye gidip fabrikayı turladık, izahatları dinledik. Yanıma aziz ağabeyim rahmetli Prof. Dr. Hasan Karataş Beyi de aldım. Kaliforniya Üniversitesi bünyesinde Pasifik Okyanusu kıyılarında dünyanın en büyük deprem laboratuarında söz konusu aygıtın deneylerini takip ettik. Bu laboratuarda koca binalar incelenebiliyordu. Muhtelif sismik izolatörler vardı. Yağlılar, yaylılar vebenzeri…

Ancak o dönemde genç bir Amerikalı mühendisin eseri olan ve bizim Atatürk havalimanı‘nda kullanılan ‘Friction Pendulum’ adlı sistem tercih ediliyordu. Anladığımız kadarı ile o tarihlerde bu sismik yalıtım sisteminin diğerlerine bir artısı vardı. O da uygulandığı bina veya Köprü deprem sonrası orijinal konumuna geri dönmüş oluyordu. Diğer Depremsavar sistemlerinde de bina yıkılmıyor, ancak deprem sonrası bir miktar yerinden kayık, şakulden kaçık bir konumda kalabiliyordu. O zaman da yıkım yine kaçınılmaz oluyordu. Neticede, incelemeye gittiğimiz sistem seçildi ve Bolu viyadüklerine başarı ile uygulandı. Sabiha Gökçen havalimanı‘nda da kullanıldı. Kimi hastanelerimiz, otellerimiz de sistemi monte etti.

Depremsavarlar güçlendirilmesi mümkün olmayan, yıkımı büyük maddi kaybı getirecek binalar, köprüler ve bilhassa tarihi eserler ile anıtlar için çok uygun bir depremden korunma sistemidir. Mevcut yapılara da yukarıda yaşayanların haberi bile olmadan monte edilebilmektedir. Çok basit olarak izah etmek gerekirse, Bodrum katı seviyesinde askıya alınan bir kolon kesilmekte ve çıkarılan dilimin yerine ve bir nevi amortisör gibi bu aygıt monte edilmektedir. Bu uygulama, her kolon için tekrarlanmaktadır. Yeni inşa edilecek yapılarda da daha da kolay bir şekilde hayata geçirilebilmektedir.

Ülkemize ithal edilmesi gerekli olduğundan Depremsavar’ın sıradan binalara uygulanması şu an için ekonomik ve pratik olmayabilir. Ancak patent malikinin onayı ile ülkemizde imalatı yapılabilir ve sistem geniş kullanıma açılabilir.
Şehirlerin
deprem riskine göre sıralanması:
Şehir Ölü Sayısı
Katmandu 69.000
İstanbul 55.000
Delhi 38.000
Quito 15.000
Manila 13.000
İslamabad 12.500
İzmir 11.500
San salvador 11.500
Mexico City 11.500
Jakarta 11.000

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir